| "Araştırmacı Yazar" Kavramı Üzerine Çeşitlemeler |
|
|
RIFAT N. BALİVirgül - Ekim 2006, Sayı 100"Araştırmacı-yazar" kavramının Türkiye'de ilk kez hangi tarihte, kimin tarafından ve kimin için kullanıldığını, bu sıfatla yayın yapan ilk kişinin kim olduğunu bilmiyorum. Bu yazıyı okuyan ve malûmat sahibi olan birisi, şayet varsa, umarım bildiklerini okurlarla paylaşır. Çok yüzeysel intibam şu: "araştırmacı-yazar" kavramı seksenli yıllardan itibaren kamuoyuna mal oldu ve olur olmaz şekillerde kullanılmaya başlandı. Bunda da basının ve televizyon yayıncılığının muazzam bir hizmet sektörüne dönüşmesi, sektörün istihdam ettiği muhabir, editör ve televizyon program yapımcısı sayısının çoğalması ve bu kişilerin de "araştırmacı gazetecilik" dalında yayın yapmaya başlamalarıdır. "Araştırmacı-yazar" kavramı ile "araştırmacı-gazeteci" kavramları çoğu zaman birbirlerinin yerine ikame edilen kavramlar, halbuki apayrı şeyler. "Araştırmacı gazeteci" veya "araştırmacı gazetecilik" kavramı Amerika'da yaygın bir meslek olan "investigative journalism" kavramının Türkçeleştirilmiş şekli. Ülkemizde bunun öncü temsilcileri merhum Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, Hürriyet gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Uğur Dündar'dır. "Araştırmacı-yazar" kavramı ise İngilizce "researcher" sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmakta. Ancak "researcher" sözcüğünün Türkçe tam karşılığı "araştırmacı-yazar" değil "araştırmacı"dır. "Araştırmacı-yazar" kavramı Türkiye'ye has uyduruk bir kavram. Uyduruktur, zira "araştırmacı" ile "yazar" apayrı anlamlar taşıyan kavramlardır. Roman, deneme veya hikâye yazan kişi "yazar"dır, "araştırmacı" değildir. Aynen şiir yazanın "şair" olup "yazar" olmaması, senaryo yazanın "senarist" veya "senaryo yazarı" olup "yazar" olmaması gibi. Bilimsel yöntemlerle araştırma yapan ve neticesini yayınlayan kişi de "araştırmacı"dır ancak "yazar" değildir. Aynen bir kimya laboratuarında çalışan bir kimya doktoru veya bir hastahanede çalışan hekim gibi. Bugün bilimsel yayın yapan hekim veya mühendislere "hekim-yazar" "mühendis-yazar" denilmesi ne kadar tuhaf ise, sosyal bilimler alanında araştırma ve yayın yapan bir kişiye de "araştırmacı-yazar" denmesi o kadar tuhaftır. "Araştırmacı-yazar" kavramı, şayet herhangi bir üniversiteye veya sivil toplum kuruluşuna bağlı olmadan sosyal bilimler dalında araştırma ve yayın yapan bağımsız kişileri tarif etmek için kullanılıyorsa, ki öyledir, kullanılması gereken doğru terim "bağımsız araştırmacı" terimidir. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bağımsız araştırmacılığın en yaygın olduğu Amerika'da "araştırmacı-yazar" terimi yerine "independent scholar" terimi kullanılmaktadır. Bu terimin Türkçe karşılığı ise "bağımsız biliminsanı"dır. Ancak her ne kadar bu Türkçe karşılık doğru olsa da böylesi bir terimin Türkiye'de kabul göreceğini pek tahmin etmiyor ve şimdilik kaydıyla "bağımsız araştırmacı" teriminin "araştırmacı-yazar" terimi yerine kullanılmasını daha makul buluyorum. Kimi "araştırmacı-yazar"ların son derece düşük evsaftaki popüler yayınları nedeniyle ülkemizde büyük ölçüde saygınlığını ve ciddiyetini kaybetmiş olan "araştırmacı" kavramına saygınlık ve bunun yanı sıra kurumsal bir kimlik kazandırılması şarttır. Türkiye'de üniversiteye veya bir sivil toplum kuruluşuna bağlı olmadan faaliyet gösteren bağımsız araştırmacıları bünyesinde bir araya getirecek, hem bağımsız araştırmacılığı teşvik edecek, hem de bağımsız araştırmacıların önlerinde en büyük engel olan "araştırma için gerekli maddi kaynağın sağlanması" meselesine kurumsal hüviyeti nedeniyle yardımcı olabilecek bir dernek veya vakfın tesisinde büyük yarar var. Gene Amerika örneğine geri dönersek bağımsız araştırmacıları bünyesinde toplayan Bağımsız Biliminsanları Millî Koalisyonu anlamına gelen National Coalition of Independent Scholars'ın (kısaca NCIS) kuruluş tarihi 1989 yılıdır. "Neden NCIS kuruldu?" sorusuna karşılık NCIS websitesinde beş sebep gösterilmekte: (a) bağımsız bilim insanlarının sadece üniversite öğretim üyelerinin faydalanabildikleri kütüphanelere erişim imkânlarını çoğaltmak ve üyelerinin kütüphanelerarası ödünç imkânlarından yararlanmalarını sağlamak, (b) üyelerine gerçekleştirecekleri araştırmalar için gerekli maddi kaynakların temininde kolaylık sağlamak, (c) üniversiteler ile ilişkilerin ve işbirliğinin geliştirilmesini sağlamak, (d) araştırmacı istihdam edecek vakıf ve enstitülerde aday değerlendirme komitelerinin bağımsız bilim insanlarının başvurularını da kabul etmelerini sağlamak, (e) yerel bağımsız bilim insanı örgütlerinin kurulması için bilgi sağlamak. Amerikalı bağımsız bilim insanlarının kurumlaşmalarına yol açan bu sebeplerin çoğu ülkemizin bağımsız araştırmacıları için de geçerli. Dolayısıyla birbirlerinden habersiz olarak çalışmalarda bulunan bağımsız araştırmacıları bünyesinde toplayacak, üyeleri arasında bilgi değişimini teşvik edecek, gerçekleştireceği seminer, konferans, yayın ve benzeri etkinliklerle "bağımsız araştırmacı" kavramını lâyık olduğu saygınlığa kavuşturacak, bunu yaparken bilimsel evsafta araştırmanın ne olduğunu örnekleriyle gösterebilecek, bünyesinde barındırdığı araştırmacıların üniversite öğretim üyelerinin faydalandığı araştırma imkânlarından faydalanmalarını sağlayacak bir sivil toplum kuruluşunun çok da uzak olmayan bir tarihte kurulmasında büyük yarar var. |





